unknown artist

#67

Benim şansım insanlardan yana pek açık olmadı. *

Belki de ben sosyal ilişki ve iletişim özürlü birisiyim, bilmiyorum.

Ne zaman biriyle, birileriyle bir şeyler paylaşsam, biraz yakınlık kursam başıma hep bi’ şeyler geldi.

Bu “şeyler” yüzünden 5 yaşından bu yana eve alınan her  halının desenini ezbere biliyorum;

11 yaşından itibaren disiplin kurulu için savunma dilekçesi nasıl yazılır;

13 yaşımdan beri de adli makamlara sözlü ve yazılı savunma yapmanın inceliklerini kapmış bulunuyorum.

İşte bütün bunlar bir noktadan sonra bana ağır geldi.

O gün bugündür hiç kimseyle “dost”,”sevgili” ya da ”arkadaş” olmadım.

Dostu, arkadaşı, sevgilisi olduğumu düşünen bir çok insan oldu oysa.

Hatta bana “evlat” sıfatını uygun gören iki de ebeveynim var.

Ama hiçbirinin gerçek benle ilgili en ufak bir fikre sahip değil.

İnsanlardan paçayı kurtarmamın pek yolu yoktu.

Kaçamıyordum ve dört bir yanımı sarmışlardı.

Hepsini öldüremeyeceğime göre iki seçeneğim vardı,

Kendimi öldürecektim ya da saklanacaktım.

İlk seçenek başlarda kolay gelmişti gözüme ve bi’ kaç başarısız denemenin ardın ikinci seçeneğe yöneldim.

Hem ölürsem intikamımı kim alacaktı?

Böylece hayatıma öyle ya da böyle bir şekilde dahil olan herkese suni “ben”ler sundum.

Her “ben”de kendilerinden, kaybettiklerinden, hayallerinde bi’ şeyler sunuyordum onlara.

Başlarda zor oldu elbet, ama tecrübe kazandıkça  -kaşarlaştıkça yani-  işler kolaylaşmaya  başladı.

Yalanlar söyledim.

Her biri kum tanesi büyüklüğünde olsa beni fezaya birkaç yüz kere çıkartmaya yetecek kadar yalan söyledim.

Her biri iç içe geçmiş dünyalar yarattım, olmayan arkadaşlar, akrabalar, aşklar yaşanmamış anılar .

Bir insan kolay kurgulanmıyor, hele gerçek hayatta…

Yalanlar yalanları doğurdu, bir süre sonra bu yalanlar içimdeki benin önüne geçmeye başladı.

Yalan olmuştum.

Çıkmazdaydım.

Be sefer kaçamazdım.

Ve yaşamımda pek ender başıma gelen bi’ şey oldu.

Şans benim saflarıma geçti.

Ben ne halt yiyeceğimi düşünürken okul gayri resmi olarak kapandı, akabinde dershane de kapandı.

Bir anda 100-120 kadar “ben”i toprağa vermiştim.

Üstelik, daha da güzeli, kaçma şansı doğmuştu.

Tek istikrarlı yönü yediği küfürler olan eğitim sistemimizin en mühim parçası olan sınavlar benim her zaman kurtarıcım olmuştur

Sınavda başarılı olup olamamam pek mühim değil.

Her şartta insanlardan kurtulmuş olacağım.

Elbette bu sikko memleketten de paçayı kurtarsam güzel olur ama o o kadar da mühim değil.

Mutlu olmama çok az kaldı.

Mutluluk demişken;

İnsanların eğlence diye yapıp ettikleri beni genelde pek eğlendirmiyor ya neyse.

Mutluluğa bu kadar yaklaşmak bile keyif verici.

       *  Bu olay üç insan haricinde geçerlidir. Kaldı ki onlara da herkes kadar yalan söyledim, saklandım ama gerçeğime en çok yaklaşan onlardı. Birinden ve benim için en önemlisinden bir sonraki yazıda bahsedeceğiz.

  1. khiron bunu gönderdi